Mukemmelliyetci Kadin Sendromu
- Ozge Yucesoy
- 12 Haz
- 2 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 12 Haz
Yıllar önce uzun bir dönem neredeyse sürekli baş ağrısı yaşıyordum.
Tahliller.
Tetkikler.
Doktorlar...
Bir gün Memorial Hastanesi'nde oldukça babacan bir dahiliye doktoruyla muayene sırasında sohbet ediyorduk.
Sonuçları inceledi, bana baktı ve gülümseyerek şöyle dedi:
"Senin bir şeyin yok."
Sonra da ekledi:
"Sende mükemmeliyetçi kadın sendromu var."
Bunu söylerken gayet ciddiydi.
Ardından bana biraz tatli tatli nasihat verdi
Yüzünde hafif bir gülümseme, gözlerinde ise "Yapma..." diyen bir ifade vardı.
Hayatı, yaşadıklarımı ve yaptıklarımı bu kadar büyütmemem gerektiğini söyledi.
Aynı dönemde nöroloji ise yaşadığım durumu "gerilim tipi baş ağrısı" olarak tanımlıyordu.
Ama nedense o doktorun söylediği cümle yıllarca aklımda kaldı.
Çünkü aslında başka bir şeye işaret ediyordu.
Her şeyi yetiştirmeye çalışmak.
Her şeyi en iyi şekilde yapmak için çabalamak.
Her şeyi kontrol altında tutmak.
Kimseyi hayal kırıklığına uğratmamak.
Güçlü görünmek.
Hata yapmamak.
Her şeye yetişmek.
Mükemmel olmak.
Yıllar sonra hem yöneticilikte, hem girişimcilikte hem de koçluk görüşmelerinde şunu fark ettim:
Birçok başarılı kadın evde, işte ve sosyal hayatında sayısız sorumluluk üstleniyor.
Her şeye yetişmeye çalışıyor.
Her şeyi taşıyor.
Herkese destek oluyor.
Ve çoğu zaman kendisini listenin en sonuna koyuyor.
Baskı artıyor.
Yoruluyor.
Belki başı ağrıyor.
Belki geceleri dişlerini sıkıyor.
Belki saçları dökülüyor.
Belki sessiz çığlıklar atıyor.
Ve hayatın akışı içinde hızla sürüklenmeye devam ediyor.
Ve yine de güçlü olmaya devam ediyor.
Üstelik çoğu zaman üstlendiği sorumlulukların ve bunların kendisi üzerindeki etkisinin farkına bile varmıyor.
Bir süre sonra bu yük normalleşiyor.
Oysa bazen en büyük değişim; durmakla başlıyor.
Bir an durup bakmakla.
Kendine dürüstçe sorular sormakla.
Konuşmakla.
Fark etmekle.
Çünkü farkındalık çoğu zaman değişimin ilk adımıdır.
"Mükemmeliyetçi kadın sendromu."
Yıllar sonra dönüp baktığımda, o doktorun aslında düşündüğümden çok daha derin bir şey söylediğini fark ediyorum.
Doktorun söylediği o cümleyi yıllarca aklımda tuttum.
Ama benim için asıl dönüşüm o gün başlamadı.
Asıl dönüşüm;
bir gün durup kendime bakabildiğimde başladı.
Doğru insanlarla konuşabildiğimde.
Doğru soruları sorabildiğimde.
Ne yaptığımı,
neden yaptığımı,
ve aslında ne istediğimi fark etmeye başladığımda.
Çünkü bazen sorun taşıdığımız yükler değildir.
Sorun, onları ne kadar zamandır taşıdığımızı fark etmemektir.
Bugün geriye dönüp baktığımda görüyorum ki;
farkındalık her zaman çözümü getirmiyor.
Ama değişimin kapısını açıyor.
Ve bazen hayatımızdaki en önemli dönüşümler,
fark ettiğimizde ve gerçekten anladığımızda başlıyor.



Yorumlar